Koşma

Ben bugün yarimden ayrı düşeli
Her günüm bir yıla döndü gidiyor
Gene zindan oldu dünya başıma
Sinem ataşlara yandı gidiyor

Hayal, hayal oldu, şu bizim iller
Dostun bahçesinde açıldı güller
Her seher, her sabah öter bülbüller
Aşkı bu serime kondu gidiyor

Artık gözüm yaşı oydu revani
Bir ataş koyuldu şimdi cihane
Bir selam iletin bizim gülşene
Halim bir Mevla’ya kaldı gidiyor

Karacaoğlan söyler, durmam burada
Gül yüzlüm fikrime düştü bu ilde
Gayet fikre daldım, gönlüm ak yarda
Gözlerim kan yaş aktı gidiyor

Karaçaoğlan

Serenad

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin yasemin, karanfil, zambak…

Bir kuş sesi gelir dudaklarından
Gözlerin gönlümde açar nergisler,
Düşen bin öpüştür yanaklarından
Mor akasyalarla ürperen seher.

pencerenden bir gül attığın zaman
ışıklarla dolacak kalbimin içi..
geçiyorum mevsim gibi kapından,
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Ahmet Muhip Dranas

MİSAFİR ADAM

Bir kerre misafire çıkmış adın;
İstesen istemesen gideceksin.
Mihnet payı da olsa bu hayatın,
Güler yüzle katlanmayıp neylersin.

Ötede ne var ne yok belli değil;
Kimse bilmiyor nedir karşı kıyı.
Gününün kadrini kıymetini bil;
Balını alınadan salına arıyı.

Bir gül açabilir her nefesinde;
İstersen teneffüs etmekle mest ol.
Hele sevgi hele iyilik bahsinde,
Baharda tabiat gibi cömert ol.

Cahit Sıtkı Tarancı

BEYAZ GÜLLER

Sesin, perdede kalan bir yel gibi yumuşak,
Suların üstündeki bir esim gibi yüzün.
Geceleri içinde parlar serin bir şafak;
Bir öğle uykusudur bakışların gündüzün.

Eritir bir ses gibi dirseklerin mermeri,
Odanda işler bütün saatler geri geri.
Anlamaz gibi alıp süzersin şiirleri;
Dudaklarında kızıl zevki bir gönülsüzün.

Sesin gülse de senin, gözlerin parlasa da,
Ellerine ruh verir uzaklarda bir ada:
Kahkahalar birer boş vazo kalır masada,
Beyaz güller gibidir ellerindeki hüzün.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA

Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kâğıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlara takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Behçet Necatigil

MANSUR

Mercan mercan, ucuk dudaginda kan,
Inci inci, soluk sakaginda ter.
Ne bas yedi, ne kan icti bu meydan
Bu meydan asikktan canini ister.

Tatliydi akrebin sana kiskaci,
Aciya acida buldun ilaci;
Diyordun, geldikce ustuste aci:
Bir azap isterim bundan da beter.

Sana tas attilar, sen gulumsedin,
Dervisin bir cicek atti, inledin,
Bagrimi delmeye tas yetmez, dedin,
Halden anlayanin bir gulu yeter..

Necip Fazil KISAKUREK

GURBET

Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet!

Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!…

Necip Fazıl Kısakürek

Selam Olsun
Selam olsun bizden güzel dünyaya,
Bahçelerde hala güller açar mı?
Selam olsun sonsuz güneşe, aya,
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına,
Günlerin geçişi, ardı ardına.
Hasretsiz bir kanat şakırtısına,
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan.
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adınızı soran, arayan var mı?

Ahmet Hamdi Tanpınar