Lehçeler - Şiveler

Doğu Anadolu Ağızları İle Nahçıvan Ağızları Arasındaki Etkileşim Meseleleri

Doğu Anadolu Ağızları İle Nahçıvan Ağızları Arasındaki Etkileşim Meseleleri

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Türkiye Cumhuriyeti ile sınır komsusudur. Bu yakınlık nedeniyle gedisdönüs
islemleri hız kazanmıstır. Nahçıvan bölgesinde çok sayıda Türk is adamı is yapmakta, isçi ve esnaf
ticaret ve insaat islerinde çalısmaktadır. Bunun dısında evlilik dolayısiyla akrabalık bağları da genislemektedir.
Aynı zamanda çok sayıda Nahçıvan insanı ailesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyetinin çesitli illerinde isçi olarak
çalısmakta, çok sayıda Azeri ögrenci bu ülkede yüksek öğrenim görmektedir.
Bütün bu etkilesimler sonucunda Nahçıvan ağızları ile Doğu Anadolu ağızları arasında bir takım ortak ses
ve sekil bilgisi ile söz varlığı özellikleri ortaya çıkmıstır. Dialektoloji biliminin çağdas durumu bu güncel
konuların gündeme getirilmesini, Doğu Anadolu ağızları ile Nahçıvan ağızları arasında ki etkilesim
meselelerinin arastırılmasını zaruri hale qetirmistir.
Bu durumu göz önüne alarak biz 1996-2000 yılları arasında Türk Dil Kurumunun bünyesinde “Nahçıvan
ağızlarının grameri” projesini gerçeklestirdik. Sunu da belirtelim ki, proje çalısmaları basarılı sekilde sona
ermis, çalısmamız kitap haline getirilmis ve yayın evinde sıra beklemektedir. Öte yandan Nahçıvan Bilimler
Akademisinin Ağız Arastırmaları Subesi (müdür Ebülfez Amanoğlu) çalısanları Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti
ağızlarını Anadolu ağızları ile kıyaslamalı sekilde arastırmalarına devam etmektedir.

Kahta Ağzı (Şivesi)

Kahta Ağzı (Şivesi)

Adıyaman’ın en büyük ilçesi olan Kâhta, 60.000 nüfuslu bir yerlesim merkezidir. Đlçenin kendine özgü bir
ağız yapısı vardır. Kâhta ağzında anlasılmazlığa ve karısıklığa yol açan iki özellik, ilçeye dısarıdan gelen
herkesin hemen dikkati çekmektedir:
1) Sözcüklerin söylenisinde bazı sesler birbiriyle karıstırılmaktadır. Bu seslerin basında özellikle “o-u”
gelmektedir. Örneğin “yol” kelimesi “yul” seklinde; “su” kelimesi “so” seklinde telaffuz edilmektedir. Bu
söyleyis özelliği “o” ve “u” seslerini barındıran bütün kelimelerde görülmektedir:
Ey Allahın kolları (Ey Allah’ın kulları ‘Bir Cuma namazı hutbesinden’)
Gül kenarına gittim (Göl kenarına gittim)
2) Bazı sözcüklerin sonuna yanlıs ekler getirilmektedir. Türkçede bulunma hâli -da/-de ekiyle; ayrılma hâli
-dan/-den ekiyle karsılanmaktadır. Ancak Kâhta ağzında -dan/-den eki yerine -da/-de eki kullanılmaktadır. Bu
yanlıs kullanım, Eski Türkçenin ilk döneminde ayrılma hâli eki olmadığı için, bunun yerine bulunma hâli
ekinin kullanılması ve bu alıskanlığın sürdürülmesiyle açıklanabilir.

Bugün ukulda gelirken…
(Bugün okuldan gelirken…)
Adam süzünde dünmüs.
(Adam sözünden dönmüs.)

Kâhta ağzında “o-u” seslerinin birbiriyle karıstırılması sadece konusma dilinde değil, yazı dilinde de
görülmektedir. Bu yanlıslık yazı diline geçince, iki ses arasındaki kullanım farkı ayırt edilememekte ve büyük
bir karısıklık doğmaktadır. Durum böyle olunca, doğru olanın öğrenilmesi ve öğretilmesi de zorlasmaktadır.

Eski Türkçe -Gına Ekinin Türk Lehçelerinde ve Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Kullanımı

Eski Türkçe -Gına Ekinin Türk Lehçelerinde ve Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Kullanımı

İlk kez Kül Tigin yazıtında “Ulug İrkin azqınya erin tezip bardı (KT D34) “Ulu Đrkin azıcık erle kaçıp
gitti” cümlesinde bir küçültme eki isleviyle geçen -qınya eki Türkçenin tarihi gelisimi içinde gerek ses yapısı
gerekse islevi itibariyle çok genis bir kullanım alanı bulmustur.
-oıña eki bugün günümüz Türk lehçelerinde, özellikle de Kıpçak grubu Türk lehçelerinde, genis bir islevle
kullanılmaktadır. Oğuz grubu Türk lehçelerinin yazı dillerinde görülmeyen bu ek, Türkiye Türkçesi ağızlarında
(Ordu, Giresun, Trabzon, Artvin, Malatya vd. ) çesitli izler bırakmıstır.
-oıña eki, bugün bazı Türkiye Türkçesi ağızlarında “yap yaluuz gine (AYB, 74), uzun gine bunnu var
(AYB, 88), az gine su goyuyo o (OYA, 299), az gena “azıcık” (UKA, 76), bi gena “bir tanecik daha” (UKA)”
örneklerinde karsımıza çıkmaktadır.
Ele alacağımız bildiride -oıña ekinin Türkiye Türkçesinin hangi ağızlarında bulunduğu ortaya konularak
kullanılıs biçimleri ve islevleri gösterilecektir. Ayrıca, Oğuz grubunda görülmeyen bu ekin, bazı Türkiye
Türkçesi ağızlarında bulunma sebebi de sorgulanacaktır.

Ankara İlinin Diyalektolojik Durumu

Ankara İlinin Diyalektolojik Durumu

Baslangıcı 19. yy.ın ortalarına kadar uzanan Anadolu ağızları üzerine yapılan arastırmalar, günümüze
kadar epeyce bir yol almıstır. Ancak ağız alanında yapılmıs arastırmalar sayı bakımından çok gibi görünmesine
rağmen henüz hiç veya yeterli arastırılmamıs daha pek çok ağız vardır. Ne yazık ki günümüze kadar üzerinde
yeterince inceleme yapılmamıs ağız bölgelerinden birisi de Ankara ilidir. Nitekim Leyla Karahan, Anadolu
Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalısmasında Sakarya, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Konya, Adana, Đçel,
Çorum ve Ankara ağızları üzerinde yeterince çalısma yapılmamasının kendi çalısmasını olumuz yönde
etkilediğini söylemektedir. Biz de bu sebeple günümüze kadar üzerinde yeterince inceleme yapılmamıs olan
Ankara ili ağızları üzerine çalısmaya karar verdik. Bu çalısmanın bir parçası olan Ankara ilinin diyalektolojik
durumunu bu bildiri ile tanıtmak istiyoruz.
Bildiride, ilk önce Anadolu ağızlarının sınıflandırılması ile ilgili daha önce yapılmıs çalısmalarda
Ankara ili ağızlarının durumu açıklanacaktır. Daha sonra Ankara ili ağızları üzerine bizim yaptığımız çalısma
sonucunda Ankara ilinin diyalektolojik durumu ortaya konacaktır. Ankara ilindeki ağız grupları ile bu grupları
belirleyen ses özellikleri belirtilerek Ankara ili ağızlarının sınıflandırması yapılacaktır.

Bodrum Şivesinde Şimdiki Zamanda Süreklilik Bildiren Bir Tasvir Fiili: (I-gat)

Bodrum Şivesinde Şimdiki Zamanda Süreklilik Bildiren Bir Tasvir Fiili: (I-gat)


Türk dilinin fiil çekiminde önemli bir yere sahip olan tasvir fiilleri, esas fiillerin sonuna bir zarf fiil eki
vasıtasıyla bağlanarak onların ifade ettikleri hareketi, yeterlilik, tezlik, süreklilik, zaman vb. bakımından
betimleyen fiillerdir. Bu fiiller, zaman içinde asıl anlamlarını kaybederek farklı anlamlar kazanmıslar; böylece
temel fiil olmaktan çıkarak ona çesitli anlam farklılıkları katıp kılıs ve olus hareketlerinin tasvirini yapan
yardımcı fiil durumuna gelmislerdir.
Tasvir fiilleri, esas fiiller ile yapıca ve anlamca kaynasarak tek bir anlam göstergesinin yerine kullanılan
çesitli birlesik fiiller olusturur. Bu tür birlesik fiilleri, türlü anlam, görev ve biçimlerle Türkçenin her
döneminde ve lehçesinde görebiliriz.

Soydaş Diller

Soydaş Diller

Yeryüzü dilleri birkaç eski ana dilin, ağızlar, lehçeler ve bağımsız diller olarak dallanıp ayrılmasından doğmuştur.

Soydaş dillerin başlıcaları şunlardır :

Hint-Avrupa :Hint, İran…gibi Asya dilleriyle bütün Avrupa dilleri.

Hami-Sami : İbranice, Arapça…

Çin-Tibet dilleri,

Bantu : Yerli Afrika dilleri,

Ural-Altay : İki koldur :

1 - ) Ural kolu : Fin-Ugur (Macar, Samoyet…) dilleri.

2 - ) Altay Kolu : Türkçe, Moğolca…

Dilimiz, en eski dillerden olan ana Trükçeden gelmiştir.Bu ana Türkçeden gelen dillerin hepsine birden Türk Dilleri denir.

]]>

Anadolu Lehçesi

Anadolu Lehçesi

Anadolu’da yerleşen Selçuklular çağında, hatta Osmanlıların ilk yüzyılında Batı Lehçesi devam etmiştir.İlk çğalarında eski Anadolu Türkçesi, yabancı etkilerden uzaktı; Batı Trükçesinin en temiz kolu idi.

Ne var ki az sonra din yoluyla Arapçadan, şiir yoluyla Farsçadan sözcükler ve kurallar almaya başladığı görülür.

20. yüzyıla değin uzayan bu çağın Türkçesine OSMANLICA denildi.

Azer Lehçesi

Azer Lehçesi

Batı lehçesi bölgesinin doğu kesimlerinde yerleşen Oğuz boylarının önce ağızlarında, yani konuşmalarında baş gösteren ayrılılar, sonraları kuzeyden gelen Kıpçakların ve İran’da yerleşen İlhanlıların etkisiyle biraz artmış ve yazıya geçmekle ayrı bir lehçe sayılmasına yol açmıştır.

Batı Lehçesi (Oğuzca)

Batı Lehçesi (Oğuzca)

Hazer denizinin Balkanlara ve daha ötelerine uzanan bölgede yerleşen Türklerin yazı diline Batı Lehçesi denilmektedir.Bu lehçe sonraları ikiye ayrılmıştır:

1 - ) Azer lehçesi,

2 - ) Anadolu lehçesi.

Çağatayca

Çağatayca

Uygurların islam kültürüne girişlerinden sonra Hakaniye adını alan lehçe, Kutadgu Bilik’le en yüce anıtını vermişti.Timurdan sonra Orta Asya’da önemli bir kalkınma başladı.Uygarlık yönünde olduğu gibi dilde de yeni gelişmeler baş gösterdi.Bir çok şairle birlikte Ali Şir Nevai de bu yüzyılda yetişmiştir; Çağatayca altın çağını yaşamıştır. Nevai’nin muhammesinden :

Bağrıma ey har-ı hicran her zaman sancılmağıl Ey köngül yüz çevr yetse közge gayrin almağıl

Bugünkü lehçemizle :

Bağrıma, ey ayrılık dikeni! her zaman saplama

2 Sayfa: [1] 2 »